TÜRK METAL SENDİKASI 15. OLAĞAN GENEL KURULU AÇILIŞ KONUŞMASI
11.08.2015
Foto Galeri
Video Galeri

Sayın Konuklar,

Türk Metal Sendikası’nın değerli delegeleri,

Mücadele arkadaşlarım,

 

Ben,

İşçi tulumunu giyip,

Kırıkkale Silah Fabrikası’nda

İşe başladığım günden bu yana,

Tam 38 yıl geçti.

Yani,

Tezgahın kulpunu tuttuğumdan beri

38 yıldır bu kavganın içindeyim.

 

Adına ne derseniz deyin...

İster ekmek kavgası,

İster hayat kavgası,

İster hak kavgası deyin…

Bu süreci anlatırken,

Kurduğunuz cümlelerdeki

Birçok sözcüğü değiştirebilirsiniz.

Ama kavga sözcüğü,

Bizim hikayemizin demirbaşıdır.

Değişmez… Değiştirilemez…

 

Bu,

Anadolu’nun çorak topraklarında doğmuş,

Her gencin alınyazısıdır…

Ekmeğini taştan çıkaran,

Yeri geldiğinde gurbete düşen,

Yeri geldiğinde rızkını uzak diyarlarda,

El kapılarında arayan

Anadolu gençlerinin hikayesidir.

 

 

 

 

Ve hikayemiz,

İnsanı anlatır.

Hikayemiz, kocaman elleriyle

Ateşi avuçlayan yiğitleri anlatır…

 

Hikayemiz,

İnce bileklerindeki hasret kokusuyla

Mert kadınlarımızı anlatır.

 

Bizim hikayemiz,

Dünyanın yıkılışını

Ve her gün yeniden kuruluşunu anlatır.

Bizim hikayemizde,

Yazgısı yoksulluk olan,

Anadolu’nun kıraç topraklarında,

Gözlerinde yanan ışıkla büyüyen çocuklar,

Hayatı demirden yontan delikanlılar,

Kavgada, toprağa verdiğimiz

Canlar vardır.

 

İşte bu hikayeyle,

Yani, yüzbinlerin hikayesiyle selamlıyorum sizleri.

Metal işçilerinin teri,

Metal işçilerinin çilesi,

Metal işçilerinin yürekleriyle selamlıyorum.

Türk Metal Sendikası’nın

15. Olağan Genel Kurulu’na hoş geldiniz.

Sizleri, sevgiyle saygıyla kucaklıyorum.

 

Değerli arkadaşlarım,

38 yıl önce düz bir işçi olarak başladığım bu yolculuğun,

Bugün yeni bir aşamasındayım.

Son altı yıldır,

Genel Başkanınız olarak yaptığım mücadelenin,

Arkadaşlarımla birlikte verdiğimiz uğraşların,

İyisiyle, kötüsüyle,

Tüm çalışmalarımızın,

Hesabını konuşmak için buradayız.

 

 

 

 

 

 

Şöyle bir dönüp,

Geçen yıllara baktığımda...

Ben de,

Geçmişiyle hesaplaşan her insan gibi,

Akıp giden zaman karşısındaki

Çaresizliğimle yüzleşiyorum.

Zamanı yavaşlatmak,

Durdurmak,

Geri çevirmek mümkün değil.

Ama zamanı iyi kullanmak,

Zamanı, barış için,

Hak için… Adalet için…

İnsanlık için kullanmak mümkün.

 

Ve zaman akıp giderken

Seyretmek yerine,

Zamana katılmak,

Zamanın ruhunu yakalamak,

Tarihin sıradan bir figüranı olmak yerine,

Söyleyecek sözü,

Sıkılacak yumruğu olan bir aktör olmak mümkün.

 

Türk Metal’in geleneği,

Bu geleneğin oluşturduğu ahlak,

Ve bu ahlakla verilen mücadele,

Her Türk Metalciyi,

Sendikal mücadele tarihinde,

Önemli bir şahsiyet yapmıştır.

 

İşte sizler…

Hep birlikte verdiğimiz bu mücadelenin

Kahramanlarsınız.

Hepiniz, alın terinin şerefli çocukları,

Hepiniz, memleketin bağrı yanık evlatlarısınız.

Bugün burada,

Hep birlikte,

Tarihin bir sayfasını kapatıp,

Yenisini açacağız.

 

 

 

 

Şanla, şerefle, başarıyla hatırlanacak

Yeni bir başlangıcı birlikte yapacağız.

 

Tüyü bitmemiş yetimin hakkı,

Ekmeğin kavgası,

İşçi sınıfının zafer türküleri için,

Birlikte olacağız.

Türkiye’min geleceği,

Göklerdeki şanlı bayrak,

Şehidimin son örtüsü için,

El ele, kol kola, gönül gönüle olacağız.

Bu yeni ve şanlı başlangıca,

Bu kutlu güne,

Hoş geldiniz…

Hoş geldiniz…

 

Değerli delegeler...

Bu Genel Kurul,

Her zamankinden daha büyük önem taşıyor.

Bu Genel Kurul, bir milat olacak.

Sendika tarihçileri,               

Bu Genel Kurulu,

Emek mücadelesinin dönüm noktası olarak yazacak.

Bu Genel Kurul,

Sendikal değişimin, dönüşümün başlangıcı,

İşçi sınıfının büyük yürüyüşünün ilk adımı olacak.

15. Genel Kurulumuz,

Sadece bir sayıyla değil,

İşçi sınıfının tarihine damga vuran,

Sendikacılık anlayışını kökten değiştiren,

Bir Genel Kurul olarak hatırlanacak.

 

Dostlarım,

Yasal olarak,

Daha bir yıla yakın süre olmasına rağmen,

Genel Kurulumuzu erkene aldık.

Bugün büyük hedefler için toplandık.

İşimiz çok, zamanımız az...

Umut, bu Genel Kuruldadır.

 

 

 

 

 

Sadece Türk Metallilerin değil,

Sözde sendikalara mahkum olanların,

Sendikalı, sendikasız bütün işçilerin,

İşsizlerin,

Memurların,

Emeklilerin de umudu sizde…

Tüm ezilen sınıfların,

Gözü, kulağı burada,

Bu salonda,

Sizlerde...

Umutlar, işçi sınıfının amiral gemisinde,

Türkiye’nin en büyük işçi sendikasında,

Türk Metal’de…

Umut Türk Metal’de…

 

Zamanımız az, işimiz çok,

Sorunlar yakıcı, çözüm acil…

Çünkü,

Dünya, büyük bir dönüşümü tamamlamak üzere...

1980'lerde başlayan,

90'larda Sovyetlerin çözülmesiyle hız kazanan bu dönüşüm,

Artık sona geliyor.

Yeni dünya düzeni,

Artık bütün kurumlarıyla kuruluyor.

Bu, insanlık tarihinin gördüğü en hızlı,

En kapsamlı,

En derin değişimlerden biri...

 

Dünyayı kasıp kavuran bu değişimin,

En çetin, en acımasız geçtiği yerlerin başında

Bölgemiz geliyor.

Burası öyle bir bölge ki,

Kadim dostluklar da, kadim düşmanlıklar da burada...

Bağnazlıkların en koyusu da, hoşgörünün en genişi de bu topraklarda...

Üç semavi dinin doğduğu bu topraklar,

Şimdi uzlaşmanın, barışın, huzurun ölümüne tanıklık ediyor.

Mısır’da, Cezayir’de, Tunus’ta, Fas’ta, Libya’da rejimler değişti.

 

 

 

 

 

 

 

Bu deprem,

Ortadoğu'da hassas dengeleri yerinden oynattı.

İşte Mısır,

İşte fiilen ikiye bölünen Libya,

Fiilen üçe bölünen Irak,

İşte belirsizliğin içinde,

Oradan oraya savrulan

Fas, Tunus, Cezayir...

Ve tam bir bataklığa dönüşen Suriye...

Herkesin birbiriyle savaştığı,

Bin yıllık düşmanlığın hortladığı Suriye...

İslam adına,

Müslümanların katledildiği...

Tarihin gördüğü en acımasız terör örgütlerinden birinin,

Adı barış anlamına gelen kutsal dinimiz adına,

Müslümanları boğazladığı bir ülke...

Ölenin de, öldürenin de aynı duayı ettiği Suriye...

 

Bu manzaraya bir bakın...

Başka yerde söylemek belki kolaydır,

Ama burada, bu bölgede barış demek zordur.

Ama biz,

İnadına barış,

İnadına hayat diyeceğiz.

Savaşa, ölüme inat,

Yaşasın barış, yaşasın hayat diyeceğiz.

 

Değerli konuklar,

Değerli delegeler,

Türkiye işte bu bölgede,

Bir istikrar adası gibidir.

Bize güven veren, başkalarını rahatsız eden işte bu istikrarımızdır.

Onun için,

Bu ülke, bu topraklar,

Terörün hedefleri arasındadır.

 

 

 

 

 

 

 

Sıkılan her kurşun,

Aslında istikrarımıza sıkılmıştır.

Atılan her bomba, patlatılan her beden,

Aslında birlik ve beraberliğimizi yok etmek içindir.

Bizi birbirimize düşürmek içindir.

Ama biz,

Bu kadim toprakların,

Anadolu’nun barış ve kardeşlik içinde yaşayan insanları,

Bugüne kadar bütün oyunları boşa çıkardık.

Heveslerini kursağında bıraktık.

Şimdi son kanlı oyunlarını oynuyorlar.

Biz, bu oyuna gelmeyeceğiz.

Bizi bölmek, birbirimize düşürmek isteyenlere inat,

Devletimize, bayrağımıza, toprağımıza,

Bizi biz yapan tüm değerlerimize sahip çıkacağız.

 

Biz,

Nereden ve nasıl gelirse gelsin,

Kana, katliama,

Ölüme, öldürmeye inat,

Hayatı ve barışı savunacağız.

Bizi bölmeye,

Bölüp kırmaya çalışanlara karşı,

Birliğimizi, beraberliğimizi savunacağız.

Buradan,

Bu vatanı savunurken,

Sınırımızı, toprağımızı, namusumu korurken şehit düşenlere söz veriyoruz:

Biz de bu vatanı savunacağız,

Biz de,

Gerekirse sizin gibi kanımızı dökeceğiz,

canımızı vereceğiz.

Bu vatanı savunacağız, savunacağız.

Ölümüne savunacağız.

 

Çünkü bu birlik ve beraberlik,

Bizim en değerli hazinemizdir.

Biz bu hazineyi,

Demokrasimize borçluyuz.

 

 

 

 

 

Onun için,

Demokrasimize,

Boş bir söz, soyut bir kavram olarak değil,

Bizi biz yapan,

Bu ülkeyi koruyup kollayan,

Türkiye'yi, bu bölgede farklı kılan bir kazanım olarak sahip çıkacağız.

Onun için mücadele edeceğiz.

Yoksul bir Kürt çocuğunu Genelkurmay Başkanı,

Ben çobanım diyen bir Anadolu çocuğunu Başbakan,

Bir esnafın çocuğunu Cumhurbaşkanı yapan…

Demokrasimize, cumhuriyetimize sahip çıkacağız.

Kimse kalmasa bile,

Sadece biz kalsak,

Sadece Türk Metal kalsa bile,

Sonuna kadar savunacağız,

Bu değerlere göz dikenin gözünü oyacağız.

Vallahi de oyacağız billahi de oyacağız.

 

Biz emekçiler,

Varlığımızı borçlu olduğumuz demokrasiyi,

Namusumuz gibi koruyacağız.

Şunu hiç unutmayacağız:

Demokrasi, bir uzlaşı düzenidir.

Karşılıklı saygı ve hoşgörüdür.

Demokrasi,

Kalıcı çözümlerin,

Sürekli barışın tek adresidir.

Çünkü demokrasi, milletin sesidir…

Sinesidir…

Milletin kendisidir…

 

Demokrasi aynı zamanda, milli iradedir.

Önce milli iradeye saygı göstereceğiz.

Yani seçimlere ve sonuçlarına saygı göstereceğiz.

Gereğini yerine getireceğiz.

Maalesef son seçimlerin ardından,

Siyasilerimiz,

Milletin mesajını okumak yerine,

Bildiğini okumayı tercih etti.

 

 

 

Geldiğimiz durum budur.

Gerçekten uzlaşma arayanlara,

Gerçekten çözüm isteyenlere,

Samimi olanlara sesleniyorum:

Ayrışmaları bir kenara bırakın.

Birleşmek için ortak değerlerimize bakın.

Bu ülke, bu vatan, bu cumhuriyet,

Devlet, bayrak,

Bu millet, bu halk,

Bu zengin kültür,

Bizim ortak değerlerimizdir.

Başka birşey aramayın.

Çünkü,

Bunlar bir uzlaşı için yeter şarttır,

Gerisi, sadece teferruattır.

Bütün siyasi partiler,

Bir an önce mazeret üretmeyi,

Teferruatla uğraşmayı bırakmalı...

Sinesinden çıktığı milletin sesini dinlemelidir.

 

Değerli konuklar,

Siyasi gelişmeler,

Başdöndürücü bir hızda gelişiyor.

Ancak bir yandan da,

başka bir değişim daha yaşanıyor.

Ekonomik sistemde, endüstriyel ilişkilerde, üretim süreçlerinde,

İnanılmaz bir dönüşüm tamamlanmak üzere...

Müthiş bir algı yönetimi işletiliyor.

İşçiyi, emekçiyi, aklımızdan, dilimizden siliyorlar.

Bakın, artık Personel Müdürlüğü bile kalmadı.

Hepsi İnsan Kaynakları oldu.

İnsanın kaynağı mı olur?

İnsan, Allah’ın yarattığı en yüce varlıktır.

Ama bu düzen işçiyi, insan olmaktan çıkardı.

Bakın,

Çıkardıkları yasaya bile,

İş Sağlığı ve Güvenliği adını verdiler.

Çünkü bu düzen için önemli olan,

İşçinin değil, işin sağlığıdır.

 

 

 

 

 

İşte yeni dünya düzeni budur.

Bu düzende,

Sadece borsa vardır, döviz ve kar vardır.

Ve bunların saltanatına dokunan düşmandır.

İşte bu nedenle,

Sermayenin kontrolündeki medya,

Halkın sesi olmak yerine sahibinin sesi olmuştur.

Biz,

Binlerce kişiyle alana indik,

Binlerce kişiyle miting yaptık,

Tek bir satır bile haber olamadık.

Ama o sayfalarda,

Bize karşı çarşaf çarşaf iftiralar yayınlandı.

Çoluğumuza çocuğumuza dil uzatmaya yeltendiler.

Bu alçaklarla mahkemede hesaplaşıyoruz.

Hesaplaşacağız.

Bu dünyada da öbür dünyada da ellerimiz bu ahlaksızların yakasındadır.

Bunları iyi tanıyın,

İyi belleyin.

Bunlar mahkeme kararlarını bile uygulamayan

alçaktır, şerefsizdir.

 

İşte dostlarım,

Böyle bir dünyadayız.

Yalanın, iftiranın, çamurun muteber olduğu,

Emeğin yok sayıldığı,

Emekçinin insan yerine konulmadığı,

Sendikaların yok edilmek istendiği bir düzendeyiz.

Ama daha acısı,

Duyarsızlaştırıldığımız,

Tepkisiz hale geldiğimiz,

Aklımızın esir alındığı bir dünyadayız.

Olup biteni sadece seyrediyoruz.

Bir film izler gibi kayıtsız kalıyoruz.

Oysa izlediğimiz bizim hikayemizdir.

 

Bakın, rakamlar ortada...

Dünyadaki en zengin 85 kişinin geliri,

3,5 milyar insanın gelirine eşit.

 

 

 

 

Yanlış duymadınız,

85 kişinin geliri,

3,5 milyar insanın gelirine eşit.

Dünya nüfusunun yüzde 80'i,

Ürettiği zenginlikten sadece yüzde 5,5 pay alabiliyor.

Sadece yüzde 5,5.

İşte yeni dünya düzeni budur.

Yeni dünya düzeni,

Zenginin daha zengin,

Fakirin daha fakir olduğu bir düzendir.

 

Bu düzen öyle bir düzen ki,

Sadece ve sadece zenginin lehine işler.

Bakın,

Bu düzenle birlikte,

Dünya ticaret hacmi, eşi benzeri görülmemiş biçimde büyüdü.

Bütün krizlere rağmen,

Dünya ticareti, 3-4 katına çıktı.

Üretim rekorları kırıldı,

Buna bağlı olarak satış, kar ve zenginlik sürekli arttı.

Bu süreçte sadece iki şey azaldı.

Biri, çalışanların bu zenginlikten aldığı pay...

Diğeri, sendikalı işçi sayısı...

Evet, bu dönemde sadece bunlar azaldı.

Bu tablo aslında, bütün bu sürecin özetidir.

Yani,

Sendikaların gücü azaldıkça,

Çalışanların aldığı pay da azalıyor.

Ama bu acımasız düzen asla doymuyor.

Ne kadar kazanırsa kazansın,

Bunların bir eli,

Fakirin, fukaranın ya cebinde,

Ya da kursağındaki lokmadadır.

İşte bizim derdimiz

Bizim hakkımıza uzanan o ellerdir,

Biz, o elleri kıracağız.

kıracağız, kıracağız,

 

 

 

 

 

Değerli delegeler.

 

Bakın, şu adaletsiz vergi düzenine...

Vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payı

yüzde 65 olması gerekirken,

Neredeyse üç katı...

Bu ne demek?

En fakirle, en zenginin aynı vergiyi vermesi demek.

Kazançtan alınması gereken vergi,

Fakir fukaranın, çalışanın, emeği ile geçinenin cebinden alınıyor demek.

İşte düzen bu...

Hep alavere dalavere...

 

Bu düzen,

Sadece hakkımızı çalmakla yetinmiyor.

Sadece alınterimizi, emeğimizi öğütmüyor.

Ne yazık ki,

Bu çarklar,

Her gün birimizi, hatta birkaçımızı,

Bir dostumuzu, kardeşimizi, kızımızı, oğlumuzu aramızdan alıyor.

Bazen bir madende,

Bazen tersanede,

Bazen bir servis aracında ya da traktörün kasasında,

Bazen de bir inşatta canlarına kıyıyor.

İş cinayetlerinde canlarını yitiren tüm kardeşlerimizi

rahmetle anıyoruz.

 

Ama emin olun,

Adına ne derlerse desinler,

Bu ölümlerin hiçbiri kaza değildir.

Hepsi ucuz işçiliğe kurban edilmiştir.

Faili belli cinayetlerdir.

Kar hırsının dayattığı,

Taşeronluk, prim sistemi ve kayıtdışılıktır.

Sendikaların olmadığı,

Güvencenin bulunmadığı,

Üç kuruş daha fazla kar için,

Canlar üzerinde oynanan kumardır.

 

 

 

 

 

Ve ne yazık ki,

Bu cinayetler durmadı, durmayacak.

Bu sistem böyle devam ettikçe,

Yine analar ağlayacak,

Yine eşler dul kalacak,

Yine, çocuklar yetim kalacaktır.

 

Ve böyle giderse,

Ne yazık ki o yetim çocuklar, kölelik koşullarında çalışmaya mahkum olacaktır.

Sadece taşeronluk,

Esnek çalışma,

Kayıtdışı da değil...

Küresel sermaye,

Tüm kazanılmış haklarımıza gözünü dikmiş durumda...

Kıdem tazminatı hakkımız elimizden alınmak isteniyor.

Kiralık işçilik uygulamasıyla,

Emekçiler köle pazarlarında kiralanmak isteniyor.

Evden çalışma, çağrı üzerine çalışma adları altında,

Ucuz işçilik getirilmeye çalışılıyor.

Amaçları şu:

İşgücü maliyeti düşsün…

Güvence olmasın…

Sendika olmasın… Toplu sözleşme olmasın…

Hatta İş Yasası bile uygulanmasın…

Bunlar yapılınca ne olacak?

Türkiye ucuz bir işçi cenneti haline getirilecek.

Taşeron sisteminde patlama yaşanacak.

İş kazalarında artışlar yaşanacak.

Yani, yeni Soma'lar olacak, yeni Soma'lar...
Sendikalar daha da etkisizleştirilmeye çalışılacak.

"Kiralık işçilik" düzenlemesiyle işçi simsarlığı getirilecek.

"Modern amele pazarları" kurulacak.

 

İşte onun için,

bu düzene dur diyeceğiz,

tekerine çomak sokacağız.

Bunun yolu da örgütlenmekten geçer.

 

 

 

 

 

 

Örgütleneceğiz,

Örgütleneceğiz,

İnadına örgütleneceğiz.

İnadına sendika,

İnadına Türk Metal diyeceğiz.

 

Genel Kurulun değerli delegeleri,

Bu düzen, kader değildir.

Bu düzen kandan, sömürüden beslenen,

Acımasız bir sistemdir.

Ama sakın ümitsizliğe kapılmayın.

Başkaları ümitsizliğe kapılabilir ama,

Bizim, umutsuz olma hakkımız yoktur.

Bizim,

Böyle gelmiş böyle gider deme,

Boyun eğme,

Mücadeleden vazgeçme,

Bıkıp usanma hakkınız yoktur.

Aksine,

Zaman, bu zamandır.

Zaman daha azimli,

Daha güçlü,

Daha örgütlü mücadele zamanıdır.

Bunu biz yapamazsak, kimse yapamaz.

Bunu biz başaramazsak, kimse başaramaz.

Bu mücadele için morale ihtiyacı olan,

Bu salona iyi baksın.

Bu salonda Türkiye işçi sınıfı var…

Onun bilinci, inancı, aklı, yüreği var.

Bu salonda Türk Metal var.

Bu salonda siz varsınız.

Sizin olduğunuz yerde umutsuzluk olmaz.

Yılgınlık olmaz.

 

Ayağa kalkın,

Hadi, ayağa kalkın...

Mücadeleye hazır olun,

İşçi sınıfının umudu sizdedir.

 

 

 

 

 

Ben size güveniyorum.

Ben size inanıyorum.

Yolunuz açık olsun,

Yolunuz açık olsun,

 

Dostlarım,

Değerli Delegeler,

Benim, sizden,

Sizinle vereceğimiz mücadeleden,

Ve sonunda ulaşacağımız zaferden hiç kuşkum yok.

Ama kuşkusu olanlara,

Son 6 yıla bakmalarını tavsiye ederim.

Genel Başkanlığı üstlendiğim 2009'dan bu yana,

Neler başardığımızı görmelerini isterim.

Bütün ayrıntılar,

Hepinize dağıtılan faaliyet raporunda var.

Ama madem Genel Kuruldayız,

Yaptıklarımızı, tekrar da olsa,

Başlıklar halinde kısaca anlatayım.

Çünkü biz,

Lafa değil, icraata bakarız.

Soyuta değil, somuta bakarız.

Gerçekçi değerlendirme ancak böyle yapılabilir.

 

Değerli delegeler,

Biz, ücret sendikacılığı yapmayız.

Ama müzakere masası, er meydanı gibidir.

Asıl gücümüz, orada ortaya çıkar.

Onun için, önce,

MESS'le imzaladığımız sözleşmelere bakalım.

2010-2012'de enflasyonun tam 30 katını aldık.

2012-2014'te tam 10 katını aldık.

Taban ayarlaması,

Çekme,

Refah payı aldık.

Bunların hepsi ilkti.

En son masaya, 2014-2017 sözleşmesi için oturduk.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölgemize belirsizliğin hakim olduğu,

Savaşlar, siyasi sorunlar, ekonomik krizler yüzünden,

Pazarın kapandığı bir dönemdi.

MESS, bu ortamda sıfır zamda diretti.

Neyle bitirdik? Tam 9,78'le...

Sosyal yardımlardaki artışlarla beraber yüzde 12'den fazla zam aldık.

3 üncü yıl için artı yüzde 3.5 refah payı aldık.

İlk kez erzak yardımı maddesini koyduk.

Evet, üç yıla imza attık.

Çünkü kümülatif olarak getirisi,

İki yıllıktan daha yüksekti.

Tek hesabımız buydu.

Üyelerimiz için daha karlı bulduk ve imzaladık.

İmza attığımız bu üç sözleşme de,

Bizim için iftihar belgesidir.

Onun için biz,

Sahte sendikalar gibi sözleşmelerimizi saklamadık.

İmzamızdan utanmadık.

Dün ne yaptıysak,

Bugün de arkasındayız.

Dün aslan gibi mücadele ettik,

Hakkımızı aldık.

Yarın da alacağız.

Direneceğiz.

Direneceğiz,

Direne direne kazanacağız.

 

Sayın delegeler,

Direnmek ve kazanmak sözcükleri bizim için basit birer sözcük değildir.

Sizden,

Geçmişte olduğu gibi,

Bugün de, yarın da direnmek ve kazanmak için hazır olmanızı istiyorum.

Çünkü yarın, 2017 sözleşmesi karşımıza gelecek.

Ve size söz veriyorum, o sözleşme,

Herkesin birbirine anlatacağı,

Herkesin gıptayla bakacağı,

Dengelerin yeniden kurulacağı bir sözleşme olacak.

 

 

 

 

 

Bu sözleşme,

Sadece rakamlarla değil,

Diğer koşullarıyla da örnek olacak.

Geçmişte nasıl direndiysek,

Yine direneceğiz.

Ne istiyorsanız, siz yazacaksınız.

Siz yazacaksınız, biz alacağız.

Siz yazacaksınız, biz alacağız.

 

Dostlarım,

Değerli Genel Kurul delegeleri,

En büyük güç,

Değişimdir.

Değişime direnmek, mümkün değildir.

Belki herşeye direnebiliriz ama değişime asla...

Onun için,

Ya değişimi benimser, gereğini yaparız,

Ya da yok olur gideriz.

Çevrenize bakın...

Dünya değişti.

İletişim biçimleri, sosyal yapılar, siyasi söylemler değişti.

İşçi profili değişti,

Endüstriyel ilişkiler, talepler, ihtiyaçlar herşey değişti.

Biz, bu değişim dönemini hasarsız atlattıysak,

Bugün bu sayıya, bu güce ulaştıysak,

Bunu, son 6 yılda yaptığımız değişim hamlelerine borçluyuz.

Gençleştik.

Dinamikleştik.

22 olan şube sayımızı 33'e çıkardık.

Ama değişim o denli hızlı ki,

Yaptıklarımız yetmiyor.

Onun için,

Yeni bir döneme giriyoruz.

Onun için,

Tarihçiler bu Genel Kurulu,

Milat olarak yazacak diyorum,

Onun için bu Genel Kurul'da bir tarih yazılacak diyorum, tarih.

 

 

 

 

 

 

Arkadaşlar,

Bugüne kadar, hep başkalarının yazdığı tarihi okuduk.

Artık biz yazacağız, onlar okuyacak.
Size soruyorum:

Tarih yazacak mıyız?

 

Yazacak mıyız?

 

Yazacağız.

 

Dostlarım,

Birkaç ay önce Bursa'da meydana gelen bazı gelişmeler,

Hepinizin malumu...

Gerçi olaylar yatıştı.

Tepkilerini istifa ederek gösteren üyelerimizin büyük bölümü,

Yeniden Türk Metal diyerek aramıza döndü.

Zaten, koparılan yaygaraya da bakmayın.

Örgütlü olduğumuz işyeri sayısı, 680'den fazla...

Olayların yaşandığı işyeri sayısı ise 59...

Bunlardan  sadece 6'sında yarının altındayız.

Zaten, olaylar, en doruk noktasına çıktığında bile,

İstifa edenlerin sayısı,

Toplam üye sayımızın yüzde 15'ini bile bulmadı.

İstatistikler açıklandı.

Üye kaybımız 11 bin olarak görünüyor.

Ama yenden üye olup,

bir ayını doldurmayan arkadaşlarımızı da kattığımızda hesap ortada.

 

Kısacası, olaylar başladığında,

Yel kayadan ne alırsa, bunlar da bizden onu alır diyorduk.

Öyle de oldu.

İllegal örgütlerin, sahte sendikaların hevesi kursağında kaldı.

Geriye bir tek, iftiraları, çamurları, yalanları kaldı.

Mesela, bu cahiller sürüsü,

Bir ara bizim logomuzdaki kurda sarmışlardı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Cahiller... Bilmezler ki o kurt,

Türk milletinin, varoluşunun, bağımsızlığının simgesidir.

Bu büyük milletin, ateşle, demirle, metalle verdiği imtihanıdır.

Bu densizler, bu cahiller  o kurda tasma takmışlar.

Be hey cahiller sürüsü...

O tasma, asıl senin boynundadır.

Tasmanı kimin tuttuğunu, seni kimin beslediğini biz iyi biliyoruz.

Sen, boynundaki o tasmayı,

Arslana da kaplana da takabilirsin.

Ama asla ve asla, hiçbir kurdun boynuna tasma takamazsın.

O kurt güçlüdür, mağrurdur, özgürdür.

Tıpkı Türk Metal gibidir.

İşte o kurt onun için bizim simgemizdir,

bayrağımızdadır.

 

Değerli delege kardeşlerim,

Mücadele arkadaşlarım,

Evet...

Üyelerimiz, tepkisini gösterdikten sonra yeniden Türk Metal saflarına döndü.

Dönmeye de devam ediyor.

Ediyorlar, ama biz,

Üyelerimizin bize verdikleri mesajı görmezden gelemeyiz.

O mesajı iyi okumamız lazım.

Birkaçı hariç,

O arkadaşlarımızdan hiçbiri başka bir sendikayı işaret etmedi.

Tepkisi bizeydi.

Talebi, kendisine daha fazla kulak verilmesi,

Daha çok ilgilenilmesi,

Daha çok dikkate alınmasıydı.

Haklıydılar.

Eğer öyle hissediyorlarsa,

Onları daha çok dinlemek,

Daha çok ilgilenmek,

Daha çok söz hakkı vermek zorundayız.

Çünkü bu sendika,

Hepimizin sendikası.

 

 

 

 

 

 

 

Burası hepimizin evi, hepimizin yuvası.

Onun için,

Her yerden önce burada,

Tam eşitliği, tam adaleti ve tam özgürlüğü sağlamalıyız.

Onun için,

Şeffaftık, daha şeffaf olacağız.

Demokratiktik, daha demokratik olacağız.

Özgürlükçüydük, daha özgürlükçü olacağız.

İşte bu Genel Kurulda,

Bunun mekanizmasını oluşturacağız.

Kimsenin bozamayacağı,

Geri götüremeyeceği,

Sarsıp, yıkamayacağı kadar sağlam bir yapı inşa edeceğiz.

Bu, tarihi bir görevdir.

Bu görev, sizin omuzlarınızdadır.

Benim,

Sizin bu tarihi sorumluluğu üstleneceğinizden,

Bunu bilinci ile davranacağınızdan,

Görevinizi layıkıyla yerine getireceğinizden kuşkum yok.

Bu Genel Kurul'da,

Yeni ve daha büyük, daha güçlü Türk Metal'in temelini atacaksınız.

Bu, sizin eseriniz olacak.

Bizim,

Çıktığımız bu yolda Türk Metal'den başka sığınacağımız liman,

Birbirimizden başka dostumuz,

Mücadeleden başka yolumuz,

Zaferden başka hedefimiz yoktur.

Yolumuz açık olsun,

Allaha emanet olun.